Sayın Başbakan Yardımcım, Sayın TİM Başkanı,
Saygıdeğer İhracatçılar, Kıymetli Basın Mensupları,
Öncelikle bu toplantının gerçekleştirilmesinde emeği olan herkese teşekkür etmek istiyorum. Toplantının amacı, önümüzdeki dönemde ihracatçıların rekabet gücüne tesir edebilecek unsurlar çerçevesinde mevcut ve potansiyel sorunlara çözüm aramak, tedbirler kararlaştırmak ve uygulama alanı yaratmaktır.
Önümüzdeki dönemde küresel ekonomide bazı dalgalanmaların yaşanabileceği artık açıklık kazanmıştır. ABD ekonomisinde yaşanan gelişmeler gelip geçici nitelikte değildir. Basit bir emlak piyasası krizi ile karşı karşıya değiliz. ABD ekonomisinin dengeleri yerinde değildir. Üretim, tüketim, tasarruf, yatırım dengeleri sağlıksızdır. Gelir dağılımı önemli ölçüde bozuktur. Kamu maliyesi açmazlarla karşıkarşıyadır.
Diğer bir deyişle, ABD yapısal sorunlarla boğuşmaktadır. ABD ekonomisinin küresel sistem içerisinde konumu bu sorunları uluslar arası alana yaymaktadır. Geçtiğimiz haftalarda tanık olduğumuz gelişmeler bunu son derece açık bir şekilde yansıtmıştır.
Ülkemizin reel ekonomisi ihracat sayesinde gelişmektedir. İstihdam açısından ihracat ulusal sigorta niteliğindedir. İhracatı etkileyen en önemli faktör, başlıca pazarlarımız konumunda olan ülkelerin ekonomik büyüme performansı, dolayısıyla ithalat talebidir. Önümüzdeki günlerde, Amerikan ekonomisinde mevcut yapısal sorunların değişik şekillerde pazarlarımızı etkileyeceği açıktır. Bu çerçevede, uluslar arası rekabetin önümüzdeki günlerde daha da çetinleşeceği muhakkaktır.
Sayın Başbakan Yardımcım, Değerli Konuklar,
Dünya mal ticaretinden yüzde 1,2 oranında pay alıyoruz. Dış ticaretin GSYİH içerisindeki oranı artık yüzde 58’e ulaşmıştır. Son beş yıldır olağanüstü bir ihracat performansı ortaya konulmuştur. Sadece 2007 senesinde ihracat yüzde 25’in üzerinde artış göstererek 107,1 milyar dolar olmuştur. 17 bin kalemi aşkın ürünü, 200’den fazla ülke ve bölgeye ihraç ediyoruz. Türkiye, dünyanın 22nci büyük ihracatçı ülkesidir. Bizler artık sadece uluslar arası rekabete uyum sağlayan değil, bu rekabeti biçimlendiren bir ülkeyiz.
Eğer Türkiye ilk defa tarihinde bu denli istikrarlı ve kuvvetli bir ihracat artışı tecrübe etmişse, bu bir vizyonla hareket ettiğimiz içindir. Bu vizyona uygun proaktif politikalar geliştirdiğimiz ve uyguladığımız içindir.
1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği özellikle KOBİ’lerimiz için birçok problemi beraberinde getirmiştir. Fakat öngörü ve kararlılıkla hareket ettiğimiz için bu tehdidi bertaraf ettik. Sanayi sektörü daha güçlü bir bünyeye kavuştu. Uzakdoğu kaynaklı fiyat eksenli rekabeti ürün sofistikasyonu, özgün tasarım gücü ve ileri pazarlama stratejileriyle aşıyoruz. Pazar çeşitlemesi ve katma değeri yüksek, bilgi yoğun ürünlerin daha fazla ağırlık kazanması, keskinleşen küresel rekabet ortamında başarımızı beraberinde getirmektedir.
Değişen koşullara bilinçli uyum sağlamaktayız. Bunun da ötesinde, endüstriyel dönüşüm sürecini yönlendiriyoruz, küresel rekabet olgusunu ışığında inisyatifi elimizde tutuyoruz. 2007 - 2009 İhracat Stratejik Plan, Turquality projesi, Kümelenme Projesi gibi enstrümanlarla “inovasyon ekonomisi”ye geçişi destekliyoruz.
Hayata geçirdiğimiz yol haritası sayesinde negatif faktörlerin de etkisini minimize edebiliyoruz. Unutmayalım ki, Türk Lirasının yabancı para birimleri karşısında aşırı değerli olmasına rağmen bu başarı öyküsünü yazabildik. Halihazırda YTL yaklaşık yüzde 60 oranında değerlidir. İhracatta fiyat avantajının erozyonu bir açıdan çok önemli bir konudur. Türk firmaları “ölümüne ihracat” yapmaktadırlar. Kaybedilen pazarların geri kazanılmasının ne denli zor olduğunu onlar gayet iyi bilmektedirler. Bu yüzden, kar marjlarının hızla erimesine rağmen pazar kazanımlarına ağırlık veriyorlar.
Ancak, orta ve uzun vadede bu bir risktir. Kar marjlarının erimesi sermaye birikimini olumsuz etkilemektedir. Oysa, yeni yatırımlara, daha fazla üretime, daha çok istihdama ihtiyacımız vardır. Yeni teknolojilere yatırım yapmak, ürün ve pazar çeşitlenmesini gerçekleştirmek zorundayız. Büyük maliyetlerin altına girmeniz gerekecektir. Sermayeniz yoksa bu maliyetleri karşılayamazsınız.
Sayın Başbakan Yardımcım, Değerli Konuklar,
2008 için hedeflediğimiz ihracat rakamı 125 milyar dolardır. Beş sene içerisinde performansımızı daha da üst seviyelere taşımak, 2012 yılında 200 milyar dolar ihracata ulaşmak istiyoruz.
İhracatçılar, Türkiye’nin “milli takım”ıdır. Onlar gol attıkça, maç kazandıkça Türkiye ekonomisi güçlenecektir. Onların şampiyonlukları Türkiye’yi yarınlara taşıyacaktır. Onların rahat oynaması, sahada problemlerle karşılaşmaması için elimizden geleni yapmalıyız. Onlar için maça çıkamayız, ama teknik desteği koşulsuz sağlamalıyız.
Sürdürülebilir kalkınma sürdürülebilir ihracata dayanmaktadır. Küresel pazarda yoksanız, hiçbir yerde varolamazsınız. 2023 yılı için bir vizyonumuz var. 1 trilyon dolar dış ticaret ve 500 milyar dolar ihracat. Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünde özlediğimiz Türkiye’yi görmek istiyorsak, müreffeh, çağdaş, güçlü bir Türkiye istiyorsak bu hedefi gerçekleştirmeliyiz. Umudumuzu yüksek, moralimizi yüksek tutmak için birçok nedenimiz var. 2002’den beri çok şey değişti. Artısını, eksisini değerlendirirsek, objektif bakarsak “ekonomik akıl” ile hareket edildiğini ve birçok alanda büyük başarılara imza atıldığını görüyoruz.
Tarih, azmimizi ve başarılarımızı tasdik edecektir. Ortak vizyon ve ortak hareket ile önümüzdeki hedefleri bir bir yakalayacağız. Herkese, katılımlarından dolayı yürekten teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.