DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN'İN MERSİN 2.GIDA, GIDA TEKNOLOJİLERİ VE PAKETLEME FUARI AÇILIŞ KONUŞMASI

Gıda sektörümüzün değerli temsilcileri;
Yurt dışından gelen saygı değer konuklar;
Değerli basın mensupları;

Bugün burada; Mersin Ticaret ve Sanayi Odası ile işbirliği  halinde “Forza Fuarcılık ve Organizasyon Hizmetleri A.Ş.” tarafından düzenlenen “Mersin 2. Gıda, Gıda Teknolojileri ve Paketleme Fuarı”nın açılışını yapmaktan ve sizlerle birlikte olmaktan duyduğum memnuniyeti ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Ayrıca, “Mersin 2. Gıda, Gıda teknolojileri ve Paketleme Fuarı”na katılmak üzere ülkemize gelen konuk ülke işadamlarına da hoşgeldiniz diyorum.

Gıda sektörünün önemli buluşma noktalarından biri olmayı hedefleyen ve sektörde faaliyet gösteren yerli ve yabancı toplam 170 firmanın katılımıyla 8.000 m2’lik bir alanda düzenlenmekte olan ve 4 ayrı ülkeden toplam 42 resmi temsilci, kurum ve kuruluş temsilcisi ile firma yetkilisi katılımıyla gerçekleşecek bir alım heyetini ağırlayacak olan fuarın gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etmek istiyorum.

Değerli Konuklar,

Türkiye, 1980’li yıllardan itibaren en uzun istikrarlı ve güçlü büyüme dönemini yaşamaktadır. 2003 – 2007 döneminde ortalama GSYİH büyümesi yaklaşık yüzde 7 olmuştur. Özel sektörün aynı dönemde büyüme oranı yüzde 19’a yakın gerçekleşmiştir. 2007 büyümesi yüzde 4,5 oranında olmuştur. 2007 yılı milli gelirimiz 660 milyar dolar seviyesindedir. KBMG, 9.333 doları bulmuştur.

Kamu bütçe disiplininin sağlanması açısından da oldukça başarılı bir performans sergilenmiştir. Genel ekonomik ortamın desteklenmesi açısından diğer önemli bir faktör, gerçekleştirilen yapısal reformlar olmuştur. Özellikle bankacılık ve sermaye piyasaları bu reformlardan olumlu etkilenmiştir. Diğer taraftan, kararlılıkla yürütülen özelleştirme süreci liberal piyasa ekonomisine olan inancımızın somut bir göstergesi olmasından öte ekonomik açıdan önemli kazanımlar niteliğindedir. 

Türkiye ekonomisi artık daha güçlü, daha canlı ve şoklara karşı dayanıklıdır. Dünyada büyüme yavaşlıyor, enflasyonist baskılar artıyor, ticaret artışı yavaşlıyor, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışında bir düşüş bekleniyor. Fakat bu olumsuzluklara rağmen, küresel göstergelerdeki trendlere rağmen endişeli değiliz. Çünkü artık daha hazırlıklıyız. Ekonomik yapı daha sağlam durumdadır.

Sayın Misafirler,

Türkiye her açıdan keskin bir dönüşüm yaşamaktadır. Bu sürecin en dramatik yönlerinden birisi de tarım ağırlıklı ekonomik yapıdan endüstriyel yapıya geçiştir. Bu dönüşümün geçiş süreci içerisinde ‘hafif sanayi’ önemli rol oynamıştır. Gıda endüstrisi bu bağlamda ülkemizde kritik önem taşımıştır ve halen taşımaktadır. Küresel ölçekte de bir değişim yaşanmaktadır.

Son 20 yılda dünya tarım ve gıda sanayi ürünleri ticaret kompozisyonunda dramatik bir değişim gözlenmektedir. Önceden olduğu gibi hububat, bakliyat ticareti artık dünya tarım ürünleri ticaretinin çoğunluğunu oluşturmamaktadır. Tohum, yağlı tohum, pamuk, tütün gibi daha çok dökme halde ticareti yapılan ürünlerin dünya ticaretindeki payı giderek azalmaktadır (%30).

Dünya gıda ürünleri ticaretinin dökme formdan giderek ambalajlanmış, yüksek teknoloji girdisi ile üretilmiş ürünlere kayması sonucu gelecek dönemde ileri ambalajlama teknikleri öne çıkacak ve bu tür ürünler özellikle ticaretin esas yapısını belirleyen gelişmiş ülkelerce talep edilir hale gelecektir.
Tüm gıda sektöründe markalaşma, bölümlendirme, promosyonlu satışlar, etnik ürünler, tek defada tüketilmeye uygun küçük boyutlarda üretim, değişen saklama koşullarına uyum sağlayabilen ileri teknoloji ürünü ambalaj malzemesi, yeni tadlar, lüks ürünler üretimi önem kazanacaktır.Rusya Federasyonu, Çin gibi gelişmekte olan ülkeler özellikle dondurulmuş gıda ve şekerli mamüller satışları açısından önemli olup, bu ülkelerde bir çok yabancı yatırım gerçekleştirilecektir.

Değerli Misafirler,

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda; ülkemizde sadece 1 tane konserve fabrikası bulunuyor, süt ve et geleneksel yöntemlerle işleniyor, zeytin yağı ilkel yöntemlerle presleniyor, margarin bilinmiyor, şeker ve çay ithal ediliyordu.

Bugün ise durum bambaşkadır. Sektör çok önemli bir konuma ulaşmıştır. Potansiyeli de göz kamaştırıcıdır.

Türkiye’de gelecek vadeden sektörlerin başında gıda sektörü gelmektedir. Tarıma dayalı olan gıda sektörünün büyük bir ihracat potansiyeli bulunmaktadır. Hedef 2010 yılında 15 milyar dolarlık ihracat yapmak Türk gıda sektörünün bayrağını daha iyi noktalara taşımaktır.                     

Değerli Konuklar,

2007 yılı toplam ihracatımız içerisinde % 8,5’lik bir paya sahip olan tarım ürünleri ihracatımızda hedeflenen ihracat rakamlarına ulaşılabilmesi için, belirli ürün gruplarında ihracat patlaması gerekmektedir. 2006 yılında tarım ihracatımızda % 32,6’lık bir paya sahip olan işlenmiş tarım ürünleri, 2007 yılında % 35,5’lik bir pay seviyesi yakalamış bulunmaktadır.

Nitekim, 2007 yılında toplam tarım ürünleri ihracatımız, 2006 yılına oranla % 13,5 yükselerek, 8 milyar 48 milyon dolardan 9 milyar 137 milyon dolara ulaşırken; 2006 yılında 2 milyar 624 milyon dolar seviyesinde olan işlenmiş tarım ürünleri ihracatımız ise, 2007 yılında % 23,7 artarak 3 milyar 247 milyon dolara yükselmiştir.

7 Nisan 2008 tarihi itibariyle hububat bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerine ait ürün grubunda geçen yılın aynı dönemine göre % 39’luk bir artış sağlanarak yaklaşık 1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. Bunun yanısıra, meyve sebze mamulleri grubunda yine 7 Nisan 2008 tarihi itibariyle % 27’lik bir artış kaydedilerek yaklaşık 250 milyon dolar; canlı hayvan, su ürünleri ve mamulleri grubunda ise % 63 oranında bir artışla 227 milyon dolar seviyesinde ihracat gerçekleştirilmiştir.

Ancak, tarım sektörümüzün ihracat potansiyelinin bu rakamların çok daha üstünde olduğuna ve içinde bulunduğumuz 2008 yılında 10 milyar dolarlık seviyeleri rahatlıkla aşacağımıza yürekten inanıyorum.

Bu hedefe ulaşmak, dünyada talebi gittikçe artan katma değeri yüksek, markalı, ambalajlı, nihai tüketiciye hitap eden ürünlerin üretimi ve ihracatı ile mümkün olacaktır.

Tarım sektöründe ve işlenmiş tarım ürünlerinde arzu edilen ihracat düzeylerine ulaşılabilmesi için öncelikli hedeflerin başında; kendi markasını yaratan, üretimde insan sağlığından ve  kaliteden taviz vermeyerek tüketici tercihlerini ve uluslararası standartları karşılamaya odaklanmış bir üretim stratejisi benimsenmesinin önemli olduğunu düşünmekteyim. Bu sayede hem  üreticimiz alın terinin karşılığını almış hem de arzulanan ihracat hedefleri yakalanmış olacaktır.

Bu süreçte üreticilerimiz ve ihracatçılarımız açısından çok önemli imkanlar sunmaktayız. Dünya ticaret örgütü tarım anlaşması çerçevesinde sektörümüze önemli ölçüde ihracat iadesi yardımları sağlanmakta, günümüz konjonktüründe giderek hassaslaşan tüketici talepleri karşısında katma değeri yüksek ve markalaşmaya yönelik sektörlere öncelik verilmektedir. Ancak marka oluşturabilen ve bu sayede tüketici sağlığını garanti edebilen işletmeler, katma değer yönünden ülkemize önemli bir kazanç kapısı açabileceklerdir.

Türkiye’de tarım sektörünü; üreticimizin alın teriyle teknolojinin buluştuğu, dünyadaki trendlere en hızlı şekilde uyum sağlayabilen bir sektör haline hep birlikte getirmeliyiz.

Mersin, artan ticaret hacmiyle Türkiye'nin dünyaya açılan kapısıdır. Bugünün ve yarının deniz limanı olma özelliğini taşıyan ilimiz, ülkemiz ve Akdeniz bölgesi ekonomisi için bir lokomotiftir ve olağanüstü marka olma potansiyelini de haizdir.

Mersin yaş meyve sebze ihracatımız açısından kritik öneme sahiptir. Mersin’in gerçek tarım potansiyelini açığa çıkartmak için ürün çeşitlendirmesine gidilmesi şarttır.

Bugün artık tüketici eğilimlerindeki trendleri öngörüp değerlendirerek uluslararası talebe uygun ürünler üretmeliyiz. Bu noktada alternatif ürünler örneğin organik tarım ürünleri ön plana çıkıyor.   

Bu çerçevede, organize tarım bölgeleri konsepti Mersin için büyük önem arz ediyor. Organik tarım açısından da belli bir potansiyel arzeden bölgeleri belirleyip özellikle Gazipaşa-Silifke arasında organize tarım bölgeleri oluşturulması, Mersin’in hem bölgesel çapta bir ticari cazibe merkezi hem de uluslararası çapta bir marka haline gelmesinde rol oynayacaktır.

Dikkate aldığımızda inanıyorum ki, bugün gerçekleştirmekte olduğumuz fuar, hem ülkemiz hem de konuk ülke firmaları arasındaki gıda ürünleri ticaretindeki işbirliğinin arttırılmasına ve ihracata yönelik hizmet sektörü faaliyetlerinin daha fazla etkinlik kazanmasına katkıda bulunacaktır. Sevgi ve saygılarımı sunarım. Hepinize teşekkür ederim.