Üretken ve şefkatli güçleriyle yaşamın tüm alanlarında eşsiz mücadeleler veren, toplumumuzun aydınlık yüzü kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.
Kadınların toplumsal yaşamdaki yerleri ne kadar güçlü olursa, ülkelerdeki demokratik değerlerin bir o kadar derin ve kalıcı olduğu artık tartışılmaz bir gerçektir.
Toplumun yarısını oluşturan kadınlarımızın toplumsal statülerini yükseltmek sadece kadınlar için değil, tüm insanlığın daha iyi koşullar altında yaşamaları için vazgeçilmez bir koşuldur. Bu koşula ulaşmak için çalışmak sadece kadınların değil, hepimizin görev ve sorumluluğudur.
Türkiye Cumhuriyeti, 1930’da çıkarılan ‘Belediye Yasası’ ile kadınlarımıza birçok Avrupa ülkesinden önce seçme-seçilme hakkını tanıyan bir ülkedir. Ayrıca ülkemiz, Bağımsızlık Savaşı’ndan hemen sonra, çağdaş, bağımsız ve ilerici Türkiye vizyonuyla kadınlarımızın hak ve özgürlüklerini hiçbir kısıtlama ve baskı olmaksızın kullanabilmeleri için yaptığı devrimlerle bağımsızlığını yeni kazanan birçok ülkeye örnek olmuştur.
Hükümetimiz, kadınlarımızın ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal yaşamda hak ettiği yeri alması ve Birleşmiş Milletler Yeni Binyılın Kalkınma Hedefleri arasında da yer alan kadın erkek eşitliğinin sağlanması için birçok yasal düzenlemeye imza atmıştır. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne “Bireysel Başvuru Hakkı” tanıyan “İhtiyari Protokol”, 2003 yılında kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Kadın-erkek eşitliği perspektifiyle ceza kanunundan medeni kanuna birçok yasa yeniden düzenlenmiş, kadınlarımızın koşulları iyileştirilmiştir.
Ayrıca 2005 yılında TBMM “Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla bir Meclis Araştırması Komisyonu kurulmasına ilişkin karar” Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe girmiş, 2009 yılında yüce Meclisimizde Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurulmuştur.
Şunu da belirtmek gerekir ki, yasal değişimler zihniyetleri değiştiremedikleri sürece kadınlarımızın insan hakları gerektiği kadar korunamayacaktır. Bu yolda devletlerin ve uluslararası örgütlerin yanı sıra kurumların, bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının her alanda çaba göstermesi gerektiği şüphesizdir.
Bu vesileyle aziz, yürekli, cesur, kararlı kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü bir kez daha kutluyor, şiddet, önyargı ve ayırımcılıktan uzak bir Türkiye yolunda her günün Kadınlar Günü olması gerektiğini bir kez daha belirterek saygılarımı sunuyorum.