DEVLET BAKANI KÜRŞAD TÜZMEN'İN DÜNYA TÜRK GİRİŞİMCİ KURULTAYI KONUŞMASI

Sayın Bakan Arkadaşlarım,

Türkiye Odalar Birliğinin Saygıdeğer Başkanı,

Dış Ticaret Müsteşarlığının ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun Değerli Çalışanları,

Sayın Basın Mensupları,

Yurtdışından ve Türkiye’den Kurultayımıza Katılım Sağlayan Çok Değerli Türk İşadamları,

Dostlarım, Kardeşlerim,

“Kuzey ormanlarından çıkıp geldiler, cesur, marifetli ve henüz yolun başındaydılar. Önce bozkıra, sonra Çin içlerine ve sonra da sonu başı belli olmayan bir sel gibi garba doğru yayıldılar...”

Ünlü Fransız Türkolog Jean-Paul Roux, “Pasifik’ten Akdeniz’e 2000 Yıl” adlı kitabında işte böyle başlıyor tarihimizi anlatmaya.

2000 yıl önce Asya’nın bozkırından kopup Akdeniz’e, Karadeniz’e, Hazar’a, Afrika’ya, belki de Amerika’ya kadar uzanan, gittiği her yere istikrar ve medeniyet taşıyan küresel bir gücün bugün İstanbul’da toplanan torunlarına; kardeşlerime, dostlarıma “hoş geldiniz” diyorum.

Avrupa’dan, Afganistan’dan, Avustralya’dan, Barbados’tan, Bosna’dan, Kafkaslar’dan, Orta Asya’dan, Kuzey Afrika’dan, Amerika’dan, Hindistan’dan, Japonya’dan, Orta Doğu’dan, Kolombiya’dan, Nijerya’dan, kısacası dünyanın dört bir yanından anavatana gelen, Türkiye’nin aydınlık geleceğine inanan, kendi geleceğini ülkesinin geleceğinde gören siz değerli işadamlarımıza “hoş geldiniz” diyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye, hiç kimsenin kolay kolay vazgeçebileceği bir ülke değildir. Türkiye’yi vazgeçilmez kılan insan kalitesidir, ekonomik ağırlığıdır ve elbette ki siz işadamlarımızın sınır tanımayan müteşebbis gücüdür.

Çevrenize iyi bakın ve gücümüzün farkına varın. Bu salon, bu platform, Türkiye’deki ve tüm dünyadaki Türk girişimcilerin dinamizminin ve gücünün göstergesidir.

Değerli Dostlarım,

Türk ekonomisi son yıllarda çok önemli mesafeler kaydetmiştir.

Cebinde döviz bulundurmanın suç sayıldığı yıllardan, ihracatın ekonomiye lokomotiflik yaptığı bir döneme geçilmiştir. Dışa kapalı ekonomiden, daha çok üreten, daha çok satan, müreffeh, güçlü ve bölgesinde lider ülke olma konumuna geçilmiştir.

Avrupa’nın 6. Dünya’nın ise 15. büyük ekonomisi olan Türkiye bugün, lider ülke olmanın en temel gereği olan güçlü, sürdürülebilir ve rekabet gücü yüksek bir ekonomik yapıya kavuşmuştur.

Elbette ki bugünlerin temelinde siz değerli müteşebbislerimizle gerek Türkiye’de, gerek dünyanın dört köşesinde birlikte yazdığımız başarı öyküleri vardır.

Bakınız, geçtiğimiz altı yılın kısa bir muhasebesini yaptığımızda karşımıza çıkan sonuç, Türkiye’nin her geçen gün biraz daha ileri gittiği, biraz daha geliştiği ve dünyada hak ettiği yeri almaya hızla yaklaştığıdır.

Bu dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızı izlediniz, Sayın Başbakanımızı izlediniz, bizleri izlediniz. Masamızda oturup Türkiye gelişsin diye beklemedik. Siz değerli işadamlarımızla birlikte dünyanın dört köşesine gittik. Bir liralık iş bağlantılarını dahi sevinçle karşıladık. Çünkü biliyorduk ki bir kere çarkları döndürmeyi başardığımızda, koskoca bir ekonomiyi sırtlayıp daha ileri götürebilecektik.

2002 yılında toplam ihracatımız 36 milyar dolar iken, bugün 132 milyar dolar ihracat hacmine ulaştık. 2002 yılına kadar yurt dışında aldığımız müteahhitlik projelerinin değeri 45 milyar dolar iken, bu rakamı bugün 130 milyar dolara çıkardık.

Önce komşularla ticaret dedik, Komşu Ülkeler Stratejisini geliştirdik. Sonra, halkayı biraz daha genişlettik, kuş uçuşu iki saatlik bir alanı Çevre Ülkelerimiz olarak belirledik ve aynı başarılı sonuçları bu coğrafyada da aldık. 

Ekonomik ilişkilerde başarı sağladıkça, gösterdik ki, siyasi ilişkiler de düzeliyor.

Afrika Stratejisini, Asya Stratejisini ve son olarak da Amerika Stratejisini hayata geçirdik.

Tüm bu çabalarımızın sonucunda, bugün Türkiye’yi, 700 milyar dolar GSMH’sı ve 330 milyar doların üzerinde dış ticaret hacmiyle, 22 milyar doları aşan turizm geliriyle, yıllık 20 milyar doların üzerinde yabancı sermaye girişiyle, yılda 24 milyar dolara ulaşan müteahhitlik gelirleri ile artık tartışmasız bir bölgesel güç haline getirdik.

Bugün Türkiye doğu-batı enerji koridorlarına, ulaşım koridorlarına ev sahipliği yapan, bölgesinde stratejileri belirleyen, politika üreten, uygulayan, uygulatan bir bölge gücüdür.

Ancak, bölgesel güç olmak bizim için yeterli değildir. Türkiye bir dünya gücü olmak zorundadır.

Hedefimiz bu kadar açık, bu kadar büyük ve içtenlikle inanarak söylüyorum ki, bu kadar da gerçekçidir.

Değerli Dostlarım,

2000’li yıllar küreselleşmenin tüm dünyayı koşulsuz etkisine aldığı, güçlünün daha güçlü, zayıfın ise daha zayıf olmasının kaçınılmaz olduğu acımasız bir dönemi başlatmıştır.

Dünya ekonomik krizine bakın, kriz nerede çıkıyor, Amerika’da, nerede daha da büyüyor, Avrupa’da, peki bu krizden en çok kim etkileniyor, doğudakiler ve güneydekiler.

2000’li yıllar özellikle kalkınmakta olan ülkelerin karşısına iki seçenek çıkarmıştır. Ya sisteme teslimiyet ya da küresel hakimiyet. İşte kastettiğim budur.

Tüm olumsuzluklara rağmen biz, Cumhuriyetimizin 100. yılında, 500 milyar dolarlık ihracat ile dünyanın en fazla dış ticaret yapan ilk on ülkesi arasında yer alma hedefimizi değiştirmedik. Biz “Küresel Güç Türkiye” hedefimizden vazgeçmedik, geçmeye de niyetimiz yok.

Türkiye; 70 milyonun üzerindeki dinamik ve genç nüfusuyla, Orta Asya’da, Kafkaslarda, Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Afrika’da ve Avrupa’daki nüfuzu ile, sağlam ve istikrarlı ekonomik yapısı ile küresel bir güç olacaktır.

Bu hedefe giden yolda, Hükümetiyle, işadamıyla, bürokratıyla, basınıyla, kısacası tek bir vücut ile hareket etmek zorundayız.

Çevremizdeki, dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek ve proaktif olmak zorundayız.

Ortadoğu’daki, Balkanlar’daki, Batı Avrupa’daki, Orta Asya’daki, Rusya’daki, Kafkaslardaki gelişmeler bizi doğrudan ilgilendiriyor, çünkü oralarda müteahhitlerimiz, girişimcilerimiz, yatırımcılarımız, ihracatçılarımız var. Sizler varsınız.

Sizin başarınızı bizim başarımız olarak görürüz. Eğer sizler bir güçlükle karşılaşmışsanız, bunu bizim başarısızlığımız addeder ve ne yapılması gerekiyorsa emin olun ki onu yaparız.

Değerli Dostlarım,

Dünya Türk Girişimciler Kurultayı’nı, Türkiye’nin parlak yarınlarına ve dünyanın dört bir yanındaki Türk işadamlarının başarısına hizmet edecek çok önemli bir platform olarak görüyoruz.

Bu Kurultay, dünyanın dört köşesinden gelen işadamlarımız arasında yeni bağların kurulmasına, Türkiye’nin müreffeh yarınlarına giden yolda ortak hareket etme ihtiyacının karşılanmasına, dünyada güçlü bir Türk diasporasının oluşmasına, sizlerin sorunlarına çare, taleplerine karşılık bulunmasına vesile olacaktır.

İçtenlikle inanıyorum ki, bu Kurultay yeni hedeflerin tespiti, güçlerin birleştirilmesi ve fikirlerin paylaşılması suretiyle yeni bir sinerji yaratacak, Küresel Güç Türkiye yolunda büyük bir dönüm noktası olacaktır.

Sayın Bakanlarım,

Çok Değerli İşadamları, Dostlarım,

Uluslararası kamuoyunda Türkiye’nin yeni dünya düzeninde süper bir güç olacağı sıklıkla gündeme getirilmeye başlanmıştır. Bu nedenle, tüm dünyanın gözü kulağı bizim üzerimizdedir. Başarılarımıza devam etmek, dostlarımızı sevindirmek, düşmanlarımızı gücendirmek zorundayız.

Konuşmamı, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile bitirmek istiyorum. “Ekonomik kalkınma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahlı Türkiye idealinin belkemiğidir.”

Artık Türkiye için daha fazla ekonomik refaha ulaşmanın yolu da “Küresel Güç” olmaktan geçmektedir.

Sağolun, Varolun.