Değerli Konuklar,
Bugün burada, serbest bölgelerimiz arasında öncülüğü yapmış ilk bölgemiz ”Mersin Serbest Bölgesi”nin 20 nci Kuruluş yıldönümü için toplanmış bulunmaktayız.
Bu vesileyle tüm konuklara ve değerli katılımcılara hoşgeldiniz diyor, Mersin ve Türkiye ekonomisine yapmış oldukları katkılardan dolayı;
-
Bölgemizin kuruluşunda yer alan tüm yetkilileri,
-
Bölgede gösterdikleri faaliyetler ile ülkemiz ekonomisine katkı sağlayan tüm firmaları,
-
Ve bu firmalarda büyük özveri ile emeklerini ortaya koyan yönetici ve çalışanlarını
Kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.
Mersin Serbest Bölgemiz ile ilgili çalışmalar 1982 yılında başlamış, 3218 sayılı kanunumuzun 1985 yılında yayımlanması ile resmen kurulmuş ve 1987 yılında faaliyete geçmiştir.
1985 yılında Mersin ile başlayan bu misyon, 2008 yılına geldiğimizde;
Mersin serbest bölgesinde;
-
% 100 doluluğa sahip 796 000 metrekare alan,
-
41’i yabancı, 52’si yabancı Türk ortaklığı olmak üzere 431 firma,
-
2007 yılı 2,5 milyar dolar olmak üzere toplam 29 milyar dolar ticaret hacmi
-
6775 kişilik istihdam
Türkiye genelinde 20 serbest bölgede ise;
İfade etmektedir.
Değerli Misafirler,
Günümüzde serbest bölgeler, hem gelişmekte olan hem de gelişmiş ülkelerin aynı bütünün –global ekonominin- birer parçası olabilmelerini sağlayan araçlardan birisidir. Yerinde ve doğru kullanıldığında serbest bölgeler ülkelere çok değişik alanlarda fayda getirmiştir. Geçmişte Tayvan döviz rezervlerinin yüzde 30’unu serbest bölgelerden sağlamış, Dubai, Jebel Ali Serbest Bölgesi sayesinde dünyanın en büyük 500 firmasının 75’ini bölgeye çekmiş, Tayland serbest bölgelerde 300 binden fazla istihdam yaratmış, Çin serbest bölgeleri kullanarak GSYİH’sını 20 yılda 4 katına çıkarmıştır. Sovyet bloğunun dağılmasından sonra liberal ekonomiye geçmeden önce bir çok ülke, önce serbest bölgeler üzerinden liberal ekonomiyi etüd etmiştir. Bölgeler adeta birer ekonomik laboratuar olarak bu ülkelere yol göstermiştir.
OECD rakamlarına göre, bugün 130 ülkede 3500 serbest bölge faaliyettedir. ABD’de 233, Çin’de 138, Avrupa’da 72 serbest bölge bulunmaktadır.
Değerli Misafirler,
Hükümet olarak, şu günlerde serbest bölgelerde üretimin önünü açmak üzere yeni bir kanun tasarısı hazırlığı içerisindeyiz. Maliye Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Dış Ticaret, Devlet Planlama ve Gümrük Müsteşarlıkları temsilcilerinden oluşturulan bir komite serbest bölgelerde üretimi teşvik etmek üzere çalışmalarını sürdürmektedir.
Serbest bölgeler ekonominin geleneksel enstrümanları içerisinde yatırım, üretim, ihracat ve yabancı sermaye zinciri içerisindeki en etkin katalizördür. Türkiye bu enstrümana özellikle uluslararası ticaret alanında büyük ihtiyaç duymaktadır.
Bu vesile ile açıklıkla ifade etmek isterim ki, serbest bölgeler hiç bir hal ve karda vazgeçilmemesi gereken sistemlerdir.
Serbest bölgeler yerli yatırımcı kadar yabancı yatırımcıyı da bölgeye çekebildikleri gün, serbest bölgeler ailesi olarak bizim inandığımız serbest bölge kavramı diğer kamu kurum ve kuruluşları nezdinde de anlaşılacaktır.
Yabancı sermaye konusu önemlidir. IMF ve OECD tarafından yapılan çalışmalar göstermiştir ki, Doğrudan Yabancı Yatırımın Gayri Safi Yurt İçi Hasılaya oranı yüzde 1 oranında artarsa yıllık büyüme yüzde 0,6 oranında artmaktadır. Geçen 6 yılda dünya imalat kapasitesinin Çin’e taşınması Çin’in imalat sanayi ihracatında yıllık ortalama yüzde 26lık artışlara imkan vermiştir.
Ülkemiz ise ilk kez 2006 yılında yabancı yatırım girişi açısından, gelişmekte olan ülkeler arasında Çin ve Rusya’dan sonra üçüncü ülke konumuna yükselmiştir. Bu trendin devamlılığı şarttır. Bu çerçevede, serbest bölgelerin önemli işlevlerinden biri de yabancı sermayeli yatırımlar için elverişli bir ortam oluşturulması olmaktadır.
Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için sevindirici gelişme doğrudan yabancı yatırımların coğrafi yapısının değişim göstermesidir. Gelişme yolundaki ülkeler artık sadece yabancı yatırım çekmekle kalmamakta, aynı zamanda, diğer ülkelere yaptıkları doğrudan yabancı yatırımlar da artış göstermektedir.
Önümüzdeki dönemde de özellikle GYÜ’lere gerçekleşen yüksek miktardaki sermaye akımının devam etmesi beklenmektedir. Pek çok gelişme yolundaki ülkenin önemli yatırımcılar haline gelmesiyle bölgesellik de önem kazanmaktadır. GYÜ’ler bölgelerindeki ülkeler için birer cazibe merkezi haline gelmektedir.
2002-2007 yılları arasında yaklaşık 122 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşan ve 470 milyon dolarlık fon (özel hesap) geliri sağlayan Türkiye Serbest Bölgelerinin halihazırdaki kullanıcılarının altı tanesinden biri yabancı sermayelidir.
Değerli Misafirler,
Serbest bölgeler yatırım ve ticarete ilişkin unsurların doğal olarak kümelendiği alanlar olmakla birlikte, lojistik sektörü açısından da önem arz etmekte ve ülke ekonomisinde hizmet sektörünün bir zinciri olarak ta çalışmaktadır.
Lojistik’teki temel amaç, tedarik zinciri dahilindeki tüm faaliyetleri hızlı ve en az maliyetle sağlamaktır. Serbest bölgeler bu noktada önemli birer araçtır. Önümüzdeki yıllarda serbest bölgelerin lojistik konusunda daha ön plana çıkacağını göreceğiz. Bu konuda gerekli planlamaları şimdiden hazırlıyoruz.
Doğu-batı, kuzey-güney ticaret yolları üzerinde stratejik bir pozisyona ve Akdeniz’deki en önemli limanlardan birine sahip olan Mersin, ülkemizde ve bölgede önemli bir ticaret ve lojistik üssü konumundadır.
Ayrıca geçtiğimiz günlerde fizibilite çalışmalarına başlanmış olan, Avrupa-Asya, Avrupa-Ortadoğu, Asya-Ortadoğu ticaret yolları üzerindeki mal hareketine cevap verebilecek seviyede gelişmiş bir lojistik merkezi önümüzdeki süreç için de Mersin’e kazandırılacaktır.
Değerli Misafirler,
İleriyi planlamak, hedefleri ortaya koymak ve buna ulaşmak için kademe kademe ilerlemek lazımdır. Serbest bölgeler, ticaretin en liberal şekline imkan veren yapılarıyla aslında geleceğin sistemleridir. Bu nedenle, Türkiye Serbest Bölgeleri konusunda tasarrufta bulunmak üzere hak iddia eden bütün merciilerin bu bilinçle hareket etmesi ve serbest bölgeleri geriye değil, daha ileriye götürecek şekilde hareket etmesi gerekmektedir.
Mersin Serbest Bölgesi ilk kurulan serbest bölgelerden biri olarak ülkemizdeki serbest bölgelerin lokomotifi olmuştur. Geliştirilen ilk serbest bölge modeli olarak sonraki serbest bölgeler için örnek teşkil etmiştir.
Bugün burada Türkiye’nin ekonomisine ve uluslar arası ticarete bu denli önemli katkılar sağlamakta olan Mersin Serbest Bölgesi’nin 20’nci kuruluş yılı etkinliklerinde bulunmaktan memnuniyet duyuyor, Mersin Serbest Bölgemize katkısı olan herkese şükranlarımı ifade ederek hepinizi saygıyla selamlıyorum.